28 Temmuz 2014
Pazartesi 09:13

BURSA KIRIM TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİNİN YAYIN ORGANIDIR (ÜCRETSİZDİR)

Sesi
Kapa
Paylaş
Hava Durumu
Akmescit Bursa
 
 « Geri   İleri » 
Kırım Türklerinin Etnik Kimliğinin Oluşması ve Vatana Dönme Süreci
Ünver SEL
Kırım yarımadası Paleolid dönemlerden itibaren insanları barındıran önemli bir merkezdir. Binlerce yıldır medeniyetler kavşağını oluşturmaktadır. Birçok migrasyona sahne oluşturmuş-tur. Bu yarımadada birçok kültür ve millet yaşamıştır. Bu milletleri ve halkları M.S.2.bin yılına kadar sırasıyla; Tavr, İskit, Grek, Sarmatve Ce-nevizler, Hunlar, Kıpçaklar, Peçenekler ve Oğuzlan sayabiliriz. Adı geçen bu göçebe kavimlerin Kırım'da etnik dominasyonda rolleri elbette ki inkâr edilemez. M.S,13.Yüzyıldan başlayarak Kırım yarımadasına Altın ordu Devleti'nin etnik temsilcileri olarak Tatarlar gelmişlerdir. Bu tarihten itibaren Tatarlar Kırım'daki yerli halkla ve de Anadolu'dan gelen Türk göçmenlerle karışmaya başlamışlardır. Böylece, ilerideki yıllarda Kırım Tatarları olarak tanımlanan orijinal etnos karakteri taşıyan Türk-Tatar halkı tarih sahnesinde yerini almıştır.

İleriki yıllarda 1774'de imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasından kısa bir süre sonra 1783 de Kırım, Ruslar tarafında önce işgal ve daha sonra Rusya İmparatorluğu'na ilhak edilmiştir. Elbette ki Kırım Tatar Türkleri bu işgal ve ilhaktan nasiplerini almışlardır. 1785 - 1800 yılları arası 500.000 kişi, 1815-1818 ve 1829 yıllarında 200.000 kişi, 1860-1861 ve 1862 yıllarında 230.000 kişi, 1854-1860 yıllarında 300.000 kişi, 1890-1891 ve 1893 yıllarında ise yaklaşık 50.000 kişi olmak üzere bir milyona yakın Kırım Tatar Türk'ü başta Dobruca ve Anadolu olmak üzere diğer Osmanlı Devleti topraklarına göç etmek zorunda kalmıştır.

19.yüzyılın sonlarından itibaren Kırım'da gelişen ekonomik şartlar, askeri ilerlemeler ve turistik mekânların oluşturulması kısa süre içerisinde, bölgenin Rus ve Ukrain halklarının, Ermeni, Alman, Bulgar ve Yahudilerin sayısını arttırmıştır. 1897 yılında Rusların yapmış olduğu nüfus istatistiğine göre, Kırım'da toplam nüfus 538893 'dür. Bunun yaklaşık 300.000 kadarı Kırım Tatar Türk'ü olup geriye kalanları; Ruslar, Ukrainler, Almanlar, Bulgarlar, Yahudiler, Çekler, Estonyalılar, Karaimler, Rumlar, Kırımçaklar ve Ermenilerdir.

İleriki yıllarda, Kırım Yarımadasındaki diğer gelişmeler bu topraklara Rus ve Ukrainlerden oluşan yeni bir göç dalgasını oluşturmuştur. Dolayısıyla Tatar Türklerinin sayısı genel oran olarak giderek küçülmek zorunda kalmıştır. Bütün bu baskı, şiddet, sürgün, göç vb. hareketlere rağmen yüzyıllar içerisinde Kırım Tatar Türkleri etnografik gelişimini sürdürmüştür. Mayıs 1944 sürgünü öncesi Kırım'daki Tatar Türklerinin etnografik gruplarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Güney sahili Tatarları (Yalıboylu)
Dağlı bölge Tatarları (Tatlar)
Çöl bölge Tatarları (Nogaylar)
Merkezi bölge Tatarları (Orta yulak)

Elbetteki bu Tatar grupları arasında bazı farklı karakterler mevcut olmuştur. Fakat bu antropolojik ve demografik özellikler hiçbir zaman Tatar Türkleri arasında ayrıcalığı değil aksine zenginliği karakterize etmiştir. Bu karekteristlik özellikler günümüzde ise yok olma ve Kırım Tatar etno-su İçerisinde karışmaya başlamıştır, (sürgünlük sonrası ve vatana dönme süreci dahilinde.)

Mayıs 1944'de Sovyet rejiminin NKVD organları bir sürgünü ve soykırımı gerçekleştirerek Tatar Türklerini Orta Asya ile diğer bölgelere sürmüştür. Bu jenosid uygulamasında yaklaşık 183.000 kişi sürülmüştür. Haziran ve Temmuz 1944'teise kalan 11.000 kişi de aynı akibete uğramıştır. Orta Asya'ya ve ağırlıklı Özbekistan S.S.C.'ne yaklaşık 151.600 kişi yerleştirilirken kalan 31.600 kişi 5937 cc no'lu GKO-21.04.1944 kararıyla Mari ASSR, Gorki, İvanova, Kastroma, Molotov ve Sverdlov gibi Rusya' nın iç bölgelerine gönderilmiştir.

NKVD belgelerine göre 01.01.1953 tarihinde, 165.300 Tatar Türk'ü Orta Asya'da yaşamaktadır. 1944 sürgününden bu tarihe kadar geçen yaklaşık sekiz sene içerisinde Tatar Türk halkı en acı günlerini yaşamıştır. Özellikle ölüm vakaları yükselmiş ve ilk gurbetteki kışta açlık ve hastalıklardan, psikolojik bunalımlardan birçok kayıplar meydana gelmiştir. Sürgünde geçen ilk yıllarda aç, çıplak ve moralsiz Kırım Türkleri tifo, sıtma, zatürre vb. hastalıkların pençelerine kolayca düşmüşlerdir.

Mayıs 1944'ten sonra Sovyet rejimi "Kırım Tatarı" kelimesini Rusça'dan kaldırarak, Kırım Yarımadasının tüm yerleşim yerlerinin Tatarca isimlerini değiştirmiştir. Kırım Tatar Türklerinin yaşadığı bölgelerde Tatar dilinin okullarda öğretilmesi ve öğrenilmesi yasaklanmış, kültürel unsurların "olmadığı" hükmü çıkartılmış ve bu kültürün muhafazası ile incelenmesi ağır bir ceza ile cezalandırılmıştır. Tüm bunlara rağmen Ta-tar-Türk halkı yok olmamıştır. Orta Asya'da ki diğer Türk ve Müslüman unsurlarla karışarak özelliğini kaybetmemiştir. Tarihini, dilini ve vatanını hiçbir zaman unutmamıştır.

1950'lerin ortalarından itibaren özellikle Orta Asya'da ki halkın aktif olan kısrnı vatana dönme çabalarına ve mücadelesine girmeyi başarmıştır. Fakat bu mücadelenin reel pozitif sonuçlarını Kırım Tatar Türk halkı ancak Perestroyka ile elde etmiştir. Sürgünde geçen otuz yılı aşan mücadele süreci dillere destan aktivasyon ile doludur. 1980'li yılların sonlarında başlayan süratli geri dönüş sonucu Kırım'a yaklaşık ilk etapta iki-yüz bin kişi dönmüştür. 1988'de Kırım'da Tatarların sayısı 18.000 iken, 1998'in yazına göre bu sayı 260.000 kişiye yükselmiştir.

1992 yılında durgun bir şekle giren vatana dönrne olayı zamanla artar gibi gözükse de 1997- 98 de tamamıyla durmuş desek yalnış söylememiş oluruz. Bunu son bulmuş diye tanımlasak elbette ki yanlış bir kanaat olarak değerlendirmek de mümkündür. Fakat bu olay Kırım Tatar Türk halkı için hiç beklenmedik bir hadisedir. Çünkü 1997 yılına kadar Kırım'ın yerel yönetimi ile uzlaşamayan Kırım Tatar Türk halkı vatana dönüş sürecini sürdürmüştür. 1997-98'den sonra Kırım'ın yerel yönetimi artık Tatar Türklerinin dönmesine katı bir karşı çıkma pozisyonunu bırakmıştır. Aksine Kırım Tatar Türk halkının ileri gelenleriyle aktif bir şekilde işbirliği ilişkilerine de girmiştir.

Geri dönme (migrasyon)nin durması herhalde Kırım'ın ve Kırım Tatar Türklerinin iç sorunlarıyla ve bazı dış sorunlarıyla ilgilidir. Bu faktörlere sürgün topraklarındaki ve diğer kopuntu bölgelerindeki Tatar halkının yaşam şartları da doğrudan doğruya etkilidir. Bu faktörler içerisinde Orta Asya Cumhuriyetlerinde ve özellikle Özbekistan'da kî şartlar ve problemler önemli yer tutmaktadır. Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından Orta Asya'da ki dini ve etnik yönden" ihtilaflı bölgeler" kategorisinde gösterilen Özbekistan Cumhuriyeti'nde gelişecek bir karışıklık şimdilik durgun görünen Kırırn Tatar Türk halkının buradan vatan Kırım'a dönme sürecini hızlandırabileceği de düşünülebilir.

Kırım'da 1990'lı yılların başlarında Kırım Tatar Türk halkı kendi iç ve gene! siyasetinde aktif olarak rol almıştır. Fakat bu gün için artık Kırım Tatar Türk halkının yaşamında siyaset gitgide daha az bir yer tutmaya başlamıştır. Kırım Tatar Türklerinin siyasi aktiviteliğinin seviyesinin düştüğü açıkça tespit edilmektedir. Bu gün için Kırım Tatar Türk halkı daha çok aile, ev geçimi gibi hususlara önem vermektedir. Tatar Türk halkı, artık siyasilerin şahsi çıkarlarından bıkmıştır. Bunun dışında Kırım Tatar Türk halkı siyasi gelişmelerden yeterince bilgilendirilmemektedir. Kırım Tatar Türklerine yönelik mevcut gazete ve dergilerin okuma ve takip edilme oranı oldukça düşüktür. Buna ilave olarak Kırım Tatar Milli Meclisi'nin Kırım Tatar Türklerine yönelik mevcut gazete, dergi ve televizyon programlarındaki sansür baskıları halkın yeterince bilgilendirilmesini engellemektedir.

Son yıllarda Kırım Tatar Türk halkı arasında siyasi hareketten çekilme, hayâl kırıklığı ve büyüklerine sinirlenme, kızma vb. olaylar giderek artmıştır. Kırım Tatar Türk halkı' bu hisleri kendi sırtlarından geçinen kendi büyüklerine karşı ve günden güne ilginç bir şekilde zenginleşen siyasi çıkarcılara karşı duymaktadırlar. Bu olayların belgesel dokümanları (video, kaset vb.) mevcuttur. Çıkarcı bu insanların birçoğu Kırım'da ki statüyü belirsiz ve karanlık bir sürece doğru götürmeye uğraşmaktadırlar.

Kırım'da son yıllarda yaşanan siyasi gelişmeleri takip eden kişilerin gözünden kaçmayan önemli bir olay, Kırım Tatar Türkleri arasında giderek artan "çetecilik ve rüşvetçilik" suçlandır. Ne yazık ki; 1997 yılında Kırım Tatar Milli Meclisinin içten dağılması ve parçalanması doğrudan doğruya çetecilik ve rüşvetçilik hadisesi ile ilgilidir. Bu talihsiz hadise Kırım Tatar Türk halkının arasında giderek artan bir nefretin doğmasına neden olmuştur.

Bugün için Kırım Tatar Türkleri topluluğunun çağdaş ve sosyal yapısının analizinin tam olarak yapılması imkânsızdır. Çünkü farklı katlar ve gruplar şekillenme dönemini geçirmekte ve Kırım'ın krizli kalabalığında kendi yerini aramaktadır. Kırım Tatar Türklerinin sosyal durumu çelişkilidir. Kınm'a dönen hemen hemen herkes toprak ve arsa almıştır. Çoğu ev kurmakta ve bir kısmı ev kurmuştur. Tatar Türk halkının ekonomik gelirinin tahlili veya tespiti çok zordur. Bunun sebebi sadece genel sosyolojik zorluklar, bilgilenme sorunu vs. değil daimi çalışma imkânının bilinmemesi ve fazla çeşitliliğidir. Kırım Tatar Türkleri arasında devamlı iş bulabilenlerin arasında inşaat işçileri ve şoförler çoğunluktadır.

Tatar Türklerinin zor hayat şartlarında kazanmış oldukları hayat tecrübeleri, yüksek eğitim ve kültür seviyeleri, verimli ve kaliteli çalışma ahlâkları, Orta Asya'da ve Kırım'da kazanılan pazar ilişkilerindeki başarıları bu halkın birçok ferdini gelişen ekonominin gerçek liderleri haline getirmesi mümkündür. Fakat bu karakterleri aktif hale getirecek şartların Kırım'da oluşması gerekmektedir. Bu gün Kırım'da ekonomik faaliyete yönelik, Kırım Tatar Türkleri arasında Orta Asya bölgelerindeki yaşadığı yerlerin adları ile anılan bazı gruplaşmalarda göze çarpmaktadır. Andicanlılar, Ferganahlar, Bekabatlılar, vs. olarak tanımlanan bu bölgesel gruplaşmalar üretimde, ticarette lobicilik ve bazı sosyal hareketleri de yürütmektedirler.
Bu tahlillerden sonra gelecek yıllarda Kırım'a göç etme veya dönme olarak adlandırılan sürecin hızı şimdilik yavaş seyredecektir. Bu süreç Kırım'da ki ve merkezi Asya'da ki sosyo-ekonomik hareketlerle paralel olarak canlanabilir. Vatana göç etme dalgasını hızlandıracak iki faktör söyleyebiliriz: Birincisi, Özbekistan'da halklar arası bir gerginliğin doğması; ikincisi, Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrası vaat edilen sürgüne tabi tutulan halkların geriye dönüşü İçin gereken şartların ve rehabilitasyonun sağlanması olayıdır. Elbette ki bunlardan birincide ifade edilen faktör Kırım Tatar Türklerinin göç sürecini hızlandırma faydası yanında yeni etnik ve dini krizlere yol açabilirliği açısında arzu edilmeyen bir gelişmedir. Fakat tüm olumsuzluk ve gelişmelere rağmen Kırım Tatar Türklerinin 21.yüzyılın ilk çeyreğinde Kırım'da tekrar toplanma ve bütünleşme idealini ve arzusunu engelleyemeyeceği açıkça görülmektedir.

Kaynaklar:
1-AKINER, Shirin, Sovyet Müslümanları, İstanbul, 1995, sh. 51.
2- FİRDEVS, "Tatar Hicretleri", Yeni Dünya Gazetesi, Kırım, 1924, no:118.
3- KURAT, Akdes Nimet, 4-18. Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara, 1972, sh.103.
4- SEL, Ünver, "Kırım, Kırım Tatarları ve Anadolu'ya Göç", Kırım Dergisi, Ankara, no:14, s. 11-12.
5- VYATKİN, Anatoly, Hareketin İçinde Olmak, Natalis Neşriyatı, Moskova, 1999, sh.266-293.i
bursakirimdernegi@yahoo.com ..:: © Copyright 2014 Kalgay Dergisi ::..